Kitap Raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Raporu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15.9.12

Çalıkuşu / Reşat Nuri Güntekin

Kitap Adı :     Çalıkuşu
Yazar :           Reşat Nuri Güntekin
Yayınevi :       İnkılap
Sayfa Sayısı :  432
Tür :               Roman
Alıntı :            "Bu çocuk bir insan değil, çalıkuşu!"
                      "İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış."
                      "İnsan elli sene, altmış sene, hülasa istediği kadar yorgunluktan bitap düşünceye kadar gezer, koşar,eğlenir. Sonra, gözleri tatlı bir uyku ihtiyacıyla mahmurlaşmaya başlar. O vakit bembeyaz, temiz bir yatağa uzanır. Yeni başlayan uykuların hafif sarhoşluğu içinde gülümseye gülümseye sönüp gider. Güneşe karşı parlayan beyaz mermerler üstünde kucak kucak çiçekler... O mermerlerdeki küçük yalaklardan su içmeye gelmiş bir kaç kuş... İşte ölüm denince benim gözümde böyle sevimli ve hemen hemen neşeli bir hayal uyanırdı."
                     "Pür ateşim, açtırma benim ağzımı zinhar
                     Zalim, beni söyletme derumda neler var."
                     "Çalıkuşu, haydi yat artık, gece ve yorgunluk zavallı gözlerini ağrıtıyor. Seherden sana ne? Seher, ta uzaklarda uykuya ve daha başka şeylere kanmış 'sarı çiçek'lerin mesut gözlerini açacakları vakittir."
                    " 'Kuşadası'na gider misiniz?' dedikleri vakit, birden sevinmiş, kendi kendime: 'Kuşadası benim adam, bu kadar zamandan beri aradığım saadeti, gönül rahatlığımı mutlaka orada bulacağım!' demiştim. Bu his beni aldatmamıştı. Burasını her yerden ziyade sevdim. Pek güzel bir memleket diye mi? Hayır. Kuşadası, evvelce zannettiğim gibi. Munise ile -bu sarı papağanımla- avare, yalnız bir hayat geçireceğim bir Robenson adası çıkmadı."
Arka Kapak: "Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin'in en yaygın ününü kazadığı ilk romanı. Romanda, iyi eğitim görmüş bir İstanbul kızının, Anadolu'nun çeşitli köy ve kasabalarında öğretmen olarak yaşadığı serüven anlatılır. Dekorun yer yer büyük bir güç taşımasına karşın, Çalıkuşu duygusal bir sevgi öyküsüdür. Serüven yönü ağır basan bu romanda, kişilerin duygu dünyaları, ülke gerçeklerinden soyutlanmadan verilir. Çalıkuşu, her yaştan insanın rahatlıkla okuyup sevebileceği önemli romanlarımızdan biridir. Feride, güzel insanların sevgilisidir. Çalıkuşu bir ışıktır...
Puan:           10
Yorum:        10 yıl oldu biz bu güzel romanla tanışalı, benim okuduğum ilk uzun roman. İlk okumaya başladığım dönemlerde annemin elinde gördüğüm, ben de hayranlık oluşturan roman. Kendime en çok benzettiğim roman karakteri. Hülasa çok kıymetli benim için Çalıkuşu, Feride... Onunla dostluğumuzu, muhabbetimizi anlatmaya çok yetersiz kelimeler. "Okumak iki ruh arasında aşikane bir mülakattır." der Cemil Meriç. Bu da Feride Nizamettin ile N.Suet'in mülakatı benim için...
Bu da bir okuma hali. Ben hala 10 yıl önce aldığım Çalıkuşu'nu okuyorum, bu kitapla büyüdüm ben. Kaç kere okuduğumu, kaç kere herhangi bir yerinden açıp cümlelere daldığımı bilmiyorum. Bu da her zaman ki kitap okuma hallerimizden biri. Reşat Nuri Güntekin'nin bir erkek olarak bu denli etkileyici erkek karakterler meydana getirmesi de oldukça etkileyici...

14.8.12

Boyalı Kırlangıç / İhmal Amca

Daha önce bu yazımda Can ile D&R'ın birlikte yürüttüğü kampanyadan bu kitabı aldığımdan bahsetmiştim. İşte yazısı;

Kitap Adı :        Boyalı Kırlangıç
Yazar :              İhmal Amca
Resimleyen :      Turgut Keskin
Yayınevi :          Can Çocuk
Tür :                  Masal
Sayfa Sayısı :     98
Arka Kapak :   Masal yazmaya, Nazım Hikmet'in 'Sevdalı Bulut' masalını onun sesinden dinleyerek başlayan İhmal Amca, Türkiye'nin en büyük masalcılarından birisidir. Bu kitabında, Doğa'ya yapılan haksızlıkları ve kötülükleri kınıyor. Boyalı Kırlangıç'tan Timsah Kuşu'na, Konuşan Sığırcık'tan Bulutlar'a kadar tüm Doğa'yla arkadaş olmaya hazır mısınız? Sizinle tanışmak için can atıyorlar.Alıntı :                "Çocuklar, 'Bak, gördün mü?' demişler Doğa Ana'ya. 'Bizim böyle insanlarımız da var işte. Sen umudunu kesme iyi insanlardan, hiç kesme. Çok iş var daha iyilerde.' 'Ben de zaten onlara güveniyorum ya.' diye yanıtlamış Doğa Ana.
                        "Bir derviş gelmiş 'Hak' demiş
                        Kapıyı vurup 'Tak' demiş
                        Kınalı parmaklı kız çıkmış
                        'Evde kimse yok,' demiş.
                        'Evde kimse yok, ise
                        Narın da turuncun da çok  ise  
                        Bana azıcık ver,' demiş
                        'Dede kalk git işine
                        Düşme benim peşime
                        Akşam babam gelirse
                        Hem seni döver hem beni'
Yorum :           Arka kapak yazısında da belirtildiği gibi İhmal AMca bir Nazım Hikmet hayranı, hatta bir hikayesi sırf ona adanmış. İşte o hikayeden bir bölüm; "Tam o sırada, gökyüzünün mavisinde, kıvırcık altın saçlı, devlerin en iyilerinden mavi gözlü bir dev görünmüş. Ozanların en ulularından, en ölümsüzlerinden Nazım Hikmet'miş."
                      Kitabın en mutlu edici noktası ise kitabın sonundaki bir dilek; "okumaktan hiç vazgeçmemen dileğiyle"
                      Ben bu kitapta en çok "Müziği Seven Çocuk" ve  "İpin Ucunu Kaçıran Masal" hikayelerini sevdim...

Okumaktan hiç vazgeçmemek dileğiyle... :)
 Bu acemi blogger’a birkaç kelimede olsa yorum bırakırsanız çok sevinirim. Yapıcı eleştirileri kim sevmez ki?

5.8.12

Cyrano de Bergerac / Edmond Rostand





Kitap Adı :       Cyrano de Bergerac
Yazar :            Edmond Rostand
Çevirmen :       Nuriye Yiğitler
Yayınevi :        Remzi Kitapevi
Tür :               Tiyatro
Sayfa Sayısı :   279
Arka Kapak :   Cyrano de Bergerac 1897'de Fransız oyun yazarı Edmond Rostand tarafından kaleme alındı ve kısa sürede yazarının en ünlü eseri oldu. Gerçek bir kişilikten yola çıkarak yaratılan ve ilk kez 28 Aralık 1897'de Paris'te sahnelenen oyun, yazarının ilgi çekici üslubu ve kendine özgü şiirsel diliyle dikkat çekti.
                      Cyrano de Bergerac karakterinin en belirgin yönü, güçlü kişilerle mücadele cesareti, ahlaki kaygıları ve hitabet gücüdür. Öte yandan zeki, cesur ve çirkinliğinden ötürü acı çeken ana karakteriyle bu tiyatro eseri, çeşitli nedenlerle toplumun kenara ittiği kişilere ve ezilenlere yakılmış bir ağıttır.

Alıntı :            "Bu kadarı az, delikanlı.
Söylenecek çok şey var, işin aslı
Sesimi değiştirerek. Söz gelişi bak,
Saldırgan: 'Burnum olsaydı böyle
Hemen kestirirdim köküyle!'
Dostane : 'Batmaz mı kadehine!
Yaptırman gerek bir maşrapa kendine.'
Tarifle : 'Bir kaya, bir uçurum, burun sanki!
Burun mu dedim? Yok, bir yarımada gibi!'
Meraklı: 'Bu eğri çıkıntı neye yarar?
Divitmi yoksa makas kutusu mu yapar?'
Kibarca: 'Kuşları çok sevdiğiniz belli,
Babalık damarınız tutmuş, uğraşıp,
Ayacıkları yorulmasın diye
Bir tünek kurmuşsunuz.'
Farfaracı: 'Ha, beyim,
Tütün içerken, duman çıkınca
Burnunuzdan, bağırmaz mı komşular,
Yangın var? diye'
Tedbirli: 'Korkarım başınız böyle,
Bu ağırlıkla yere düşer yakında.'
Şefkatli: 'Yaptırın ona küçük bir şemsiye,
Güneşten rengi solmasın diye!...'....
Yorum :        Ben bu güzel kitapla lise yıllarımda tanıştım. Çok sevdiğim bir dostumun yoğun tavsiyesi üzerine. Bence çok eğlenceli, macera, aşk ve kahkaha dolu. Hele yukarıdaki burun tiradı(sanırım böyle deniyor) dillere destan. Cyrano'nun daha önce filmi de çekilmiş fakat ben bulamadım. Eğer bulursanız burada paylaşmayı ihmal etmeyin! Bu benim bu kitabı 2. okuyuşum yine aynı zevkle, hiç bıkmadan okuduğumu dürüstçe söyleyebilirim. Ve size de şiddetle tavsiye ederim. Bir kere elinize aldınız mı bırakmak istemeyeceksiniz. Kitapta sizi sekteye uğratabilecek tek şey bir tiyatro olması, ama hayal gücünüz biraz gelişmişse ve eğlenmeye biraz olsun hazırsanız işte size; Cyrano!
Puan :          9

27.7.12

Uğultulu Tepeler / Emily Brontë


Kitap Adı :           Uğultulu Tepeler
Yazar :                 Emily Bronte
Çevirmen   :         Naciye Akseki Öncül
Yayınevi :             Can
Tür :                     Roman
Sayfa Sayısı :        405
Alıntı :                   “Eşiği atlamadan önce, evin ön cephesine, özellikle giriş kapısının çevresine serpilmiş acayip kabartmaları incelemek için durdum. Kapının üstünde, artık çürüyüp dökülmeye başlamış ejderhalarla çıplak çocuklar arasında ‘1500’ tarihini ve ‘Hareton Earnshaw’ adını seçtim. Bir şeyler söyleyip hırçın sahibinden bu evin geçmişiyle ilgili kısa bir bilgi isteyecektim; ama kapıdaki duruşuyla, ya hemen içeri gir ya da çek git, der gibiydi. Benim de evin içini görmeden onun sabrını tüketmeye hiç niyetim yoktu.”
Arka Kapak :      “İngiltere’de XIX. Yüzyılın ikinci yarısı, “Victoria Dönemi” olarak adlandırılan bu dönem, orta sınıfın yükselişini, gösterişli yaşamların moda oluşunu simgeler. Bronte kardeşler, kadının edebiyatla uğraşmasının hoş görülmediği bu yıllarda, önce bir erkek kimliğiyle şiirler, sonra kendi adlarıyla klasikler araında yer alacak üç önemli romana imza atmıştır. Emily Bronte 1848’de öldüğünde dünya edebiyatının en güzel romanlarından birini, Uğultulu Tepeler’i bırakmıştır ardında. Bu Victoria dönemi romanı, kimine göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı, kimine göre her okunuşunda değişik tatlar veren çağlar ötesi bir eser, ya da insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş uzun bir şiirdir.
Ölümünden bir yıl önce bitirdiği Uğultulu Tepeler’deki kişilerin yalnızca hayal ürünü kişiler olmadığı, Bronte’nin çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçektir. Sevgi, kin, nefret, öç alam tutkusu gibi duygularla örülü bu gençlik öyküsü (…). Daha otuz yaşındayken veremden ölen, son derece duyarlı, hiç evlenmemiş bu genç kadın yazar, tüm canlılığıyla bu romanda vardır. Okuyanın yaşına, deneyimlerine ve duyarlığına göre değişkenlik gösteren, farklı zamanlarda okunduğunda değişik tatlar veren, tekrar okuma isteği uyandıran bir başyapıt.”
Yorum :                               Uğultulu Tepeler aşk, nefret, öç alma, hırs gibi duyguları çok yoğun içeriyor. Bunlardan çoğu benim henüz tanışmadığım duygular onun içinde ben kitabın içindeki öyküye bu noktada yabancı kalıyorum. Ve kitabı bir daha okumayı düşünüyorum çünkü kitabın arka kapağında da okuduğum yorumlarda da her okunuşunda ayrı bir tat verdiği söyleniyor, bunu yaşamayı isterim.
Puan :                   7
Not :                     Arka kapaklarını da yazdığım romanların yorumları eksik kalıyor çünkü zaten inandığım şeyler, düşündüklerim orada belirtiliyor aksi halde orada yer almazlardı. Yetersiz yorumlarımı acemiliğime veriyorum, ileride her şey daha profesyonelce olacak.


Bu acemi blogger’a birkaç kelimede olsa yorum bırakırsanız çok sevinirim. Yapıcı eleştirileri kim sevmez ki?

Sırça Fanus / Sylvia Plath


Kitap Adı :           Sırça Fanus
Yazar :                 Sylvia Plath
Çevirmen :           Handan Saraç
Yayınevi :            Can
Tür :                    Roman
Sayfa Sayısı :       275
Alıntı :                 “Yazı masamın üstündeki ayna hafifçe çarpık ve aşırı parlak görünüyordu. İçindeki yüz, dişçilerin cıva küresinden yansıyor gibiydi. Çarşafların arasına sokulup uyumaya çalışmayı düşündüm ama bu düşünce de, kirli, karalanmış bir mektubu yeni, temiz bir zarfa tıkıştırmak kadar tatsız geldi bana. Sıcak bir banyo yapmaya karar verdim.
Sıcak bir banyonun iyileştiremeyeceği pek çok şey olamlı ama bunların çoğu benim bilmediğim şeyler. Öleceğimi düşünerek hüzünlendiğim. Uyuyamayacak kadar sinirli olduğum ya da aşık olduğum kimseyi bir hafta boyunca göremeyeceğim zamanlarda, aşağılara doğru iner, iner, sonra kararımı veririm: ‘Gidip sıcak bir banyo yapacağım!’
(…)
O duru, sıcak suyun içinde uzanıp yatarken tüm pisliklerden arındığımı hissediyordum. Banyodan çıkıp da otelin kocaman, beyaz, yumuşacık havlularından birine sarıldığım zaman kendimi yeni  doğmuş bir bebek kadar temiz ve sade hissettim.”
Arka Kapak :     “Sırça Fanus XX. Yüzyıl edebiyatının efsane yazarlarından Sylvia Plath’in tek romanı. İlk kez 1963’te yayımlanan kitap, Plath’in kendi gençlik bunalımlarından yola çıkan, büyük ölçüde özyaşamöyküsel bir yapıt. Amerikalı aydınlar üzerinde acımasız bir baskı kuran McCarthy döneminde, üniversite öğrencisi genç bir kızın zihinsel rahatsızlığını, intihar girişimini ve yeniden yaşama dönme uğraşını anlatır Sırça Fanus. Ne var ki, Plath’in şaşırtıcı akıcılıktaki üslubu ayrıntılara inen keskin gözlemciliği ve kurgulama ustalığı, Sırça Fanus’u iç karartıcı bir bunalım romanı olmaktan çıkarır, insan ruhunun derinliklerinde cesaretle gezinen eleştirel yapıta dönüştürür. Şiirleri ve öykülerinde de yabancılaşma, ölüm ve kendini yok erme temalarını işlemiş olan Plath, bu romanın yayımlanmasından bir ay sonda, otuz bir yaşında, yaşamına kendi eliyle son vermiştir.”
Yorum :               Sırça Fanus oldukça depresif lakin şiirsel bir roman. Plath’i ve başarılı genç bir kadının yaşadığı içsel çatışmaları anlatan bu roman aslında (o kadar yoğun olmasa da) kıyısından köşesinden her kadından bir parça taşıyor. Betimleme dolu roman şeklinde bir şiir…
Puan :                   7 

22.7.12

Bir Ressamın Bahçe Güncesi / Aysun Berktay Özmen



Kitap Adı :          Bir Ressamın Bahçe Güncesi
Yazar :                Aysun Berktay Özmen
Yayınevi :            Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı :      300
Alıntılar :             "Yüreğime, günceye ve bahçeye ağaçkakan formundaki kapı tokmağının ipini çekerek giriyoruz. Bahçenin doğanın bir parçası olduğunu, doğanın sonbaharda sarılarla, turuncularla kalplerimizi nasıl ısıttığını, kış gelmeden yapılan işleri, kar yağdığında o güzelim şiirsel senfoniyi, bahçe hayvanları olmadan bir bahçenin ne kadar renksiz olacağını, ilkbahar gelince toprağı delercesine fışkıran filizlerin gizemini, bir parça tohumun ne mucizeler yarattığını (…) gözler önüne seriyor.”
Arka Kapak :     “Kendi çocukluğumun uzak bahçesinden çıkıp geliyorum. Bu bahçe benim mi? Yoksa bir düş mü gördüğüm? Arı vızıldamaları gerçek olduğunu söylüyor. (…) Güncemde yüreğimle ve fırçamla yaptığım sulu boya resimler var. Bahçemdeki kuşlar, kelebekler, gölün üzerinde uçuşan yusufçuklar, yaz akşamları kedinin mamasını yemeye gelen kirpi, suda kurbağalar, ördekler, fındık faresi ile kızılgerdan… Renkler, paletimdeki renkler gibi birbirine karışıyor. Sincap ceviz ağacında takırdıyor. Doğanın senfonisini dinliyorum.”
Yorum :              İçten ve yalın dili ile etkileyici, sürükleyici yürek ısıtan bir kitap. Bahçeye dair faydalı bilgileri içeren bu kitap aynı zamanda bu konuda kaynak bir kitap olma özelliğini de taşıyor. Bir solukta büyük bir keyif ve mutlulukla okunan, resimleri sayesinde sanki oradaymış hissi veren nefis bir eser.
Notlar :             “Bu kitabı ilk TÜYAP 2010’da görmüştüm. O zaman alma imkanım olmamıştı. Sonra uzun bir süre alınacaklar listemde bekledi, gidip gelip sevdim onu. Ve bir anda göremez oldum. Sonunda doğum günümde birkaç kitapçı gezdikten sonra kitabıma kavuştum. Sizlerin de var mıdır böyle kavuşulamayan aşk hikâyeleriniz?
Puan :                8



Büyük Ressamlar Serisi / Van Gogh



Koleksiyon yayınlarından çıkan Büyük Ressamlar serisi Cezanne, Michelangelo, Picasso, Monet, Manet, Van Gogh, Gauguin, Degas, Renoir ve Rembrandt kitaplarından oluşuyor. Her kitapta Sanatçı&Dönemi, Sanatçının Hayatı, Sanatçının Vizyonu, Sanatçının Etkisi ve Sözlük bölümleri yer alıyor. Biz birazdan Van Gogh’u inceleyeceğiz. Koleksiyonun link ise; http://www.koleksiyonyayinevi.com/katalog/ressamlar-serisi.aspx 



Kitap Adı :           Van Gogh
Yazar :                 David Spence
Çevirmen :            İlker Sevinç
Yayınevi :             Koleksiyon
Tür :                     Biyografi
Seri :                    Büyük Ressamlar
Sayfa Sayısı :        31
Alıntılar :              “…fırça darbeleri bazen tıpkı bir sohbet esnasındaki ya da mektuptaki kelimeler gibi kalın ve hızlı bir şekilde çıkıyor…”
                           “Gözlerimle gördüğüm şeyin aynısını yapmaya çalışmaktansa, kendimi daha güçlü ifade etmek için renkleri daha keyfi kullanırım daha iyi.”
                            “Krizden önce acıdan ziyade korku hissediyorum… Tıpkı intihar etmeyi düşünen ve suyu soğuk bulup tekrar kıyıya çıkmak isteyen biri gibi tüm gücümle iyileşmeye çalışıyorum.”
Yorum :                Kitap Van Gogh’u başlıklara ayırmış; hayatı, vizyonu, etkileri vb gibi…  Hayatı kısa bir kronoloji halinde tabloya dökülmüş bunun dışında metinde kopukluklar var.  Başlangıç olarak yine de yeterli ve bilgilendirici bir eser.
                             Ayrıca kitabın sayfa düzeni ve resimler çok etkileyici. Sayfalar Van Gogh’la bütünleşmiş ve çok anlamlı bir şekilde bir araya getirilmiş. Görsel açıdan oldukça zengin. Gerek Van Gogh’un gerekse çağdaşlarının resimleri oldukça açıklayıcı ve örneklendirici nitelikte.
                             Kitapta yalnızca Van Gogh değil çağdaşları, yaşadığı dönemdeki dünya düzeni de ele alınmış. Bu ressamı bir bütün olarak görmek açısından oldukça faydalı bir davranış.
Notlar :                  Ben kitabı Van Gogh Alive sergisinden önce okudum çok detaylı olmasa da giriş için yeterliydi, zaten 31 sayfalık bir kitaptan daha fazlasını da beklememeli. Edindiğim bilgiler sergide oldukça işime yaradı. Hatta sergi sırf onlarla verimli bir hal aldı da diyebilirim.             
                             Ben kitabımı Alkım’dan aldım. Büyük Ressamlar serisi için bir stant oluşturulmuş durumda. Rıhtım caddesi kapısından girince hemen sağda kalıyor, dünya klasikleri koridorunun başında.
                             Ben de serinin Monet, Manet, Rembrandt kitapları da var fakat daha okuma fırsatı bulamadım. Okuma fırsatı bulduğumda onları da değerlendireceğim.
Puan :                    8

Parçası Benden / Sibel Eraslan


Kitap Adı :          Parçası Benden
Yazar :                Sibel Eraslan
Yayınevi :            Dergâh Yayınları
Tür :                    Hikâye
Sayfa Sayısı :      148
Hikâyeler :          Şarkılar Seni Söyler / Sevgili Sesilya Abla / Parçası Benden / Maa / Ay Dersleri / Annem ve Arkadaşları ve Bob Ross / Çevirgel / Mübadil
Alıntılar :             “Hâlbuki bir ikindi uykusu, tatlı bir ağaç serinliğiydi, ayakları dibinde kıvrılıp oturacağım ıhlamur ağacımdı Kenan…”
                           “Dev kalemtıraşların içinde, ucu sürekli sivriltilen keskin bir kalemdim sadece. Her seferinde hoyratça kırılan, sonra yeniden ucu açılan, ucu açılıp sivrildikçe tükenen…”
Arka Kapak :      “Seksek oyununda kuraldır; Taşımız kırıldığında, herkesten önce “Parçası Benden!” diye yüksek sesle bağırmazsanız, oyundan atılırsınız. Hayat da böyle değil midir? Taşı kırıktır biraz… Ve parça parça bulurlar bizi, parça parça…”
Yorum :         “Parçası Benden, etkileyici ve dokunaklı kadın hikâyeleri ile oldukça ağlattı beni. Sibel Eraslan’ın tatlı ve betimleme dolu hoş bir dili var. Gerçekçi ve etkileyici hikâyeleri ile günümüz kadınının en ince duygularına ışık tutuyor.
Puan :                   9