Büyük Ressamlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Büyük Ressamlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.7.12

Van Gogh Alive


Hayatının en güzel sergisini nasıl anlatır insan? Dünyanın en heyecanlı, en etkileyici şeyi! Hatta bence bu dünyaya dahi ait değil!
Tamam, en baştan başlıyorum anlatmaya. Van Gogh Alive, ünlü ressamın hayatını, eserlerini, ve hatta hissettiklerini, duygularını insana sergileyen değil, yaşatan bir sergi olmuş. Sergiye girmeden önce ilk salonda sizi ressamımızın hayatıyla ilgili bilgiler içeren tablolar karşılıyor. Bunları okuma çok önemli çünkü sergide bu bilgiler gibi dönemlere ayrılmış durumda. Aksi halde gördüğünüz eserlerin ve kompozisyonların bir manası olmayacaktır. Ayrıca benim yaptığım gibi önceden bir eser okuyarak gitmeniz de sergiyi anlamanız açısından oldukça gerekli. Sergimizin amacı ressamın eserlerinden çok, ressamı anlatmak. Ben sergiye doyamadım.
Çok erken gitmeme rağmen saatlerce dolaştım, tam çıkmaya niyetlenmişken dayanamadım tekrar geri döndüm. İstanbuldaki sergide çıkışta bir de satış alanı vardı, buradan kartpostallar, ve kitap ayracı aldım. Umarım Ankara ‘da da olur çünkü aklımda kalan o kadar güzel şeyler var ki… Kalem kutuları, mini yap-bozlar, ve şahane magnetler. Van Gogh Alive hayatta mutlaka yaşanması gereken bir deneyimdi…
Bunu böyle anlatıyorum çünkü yukarıda daha önce söylediğim gibi henüz Ankara ayağı gerçekleşmedi  serginin. Henüz hiçbir şey için geç değil. Ben sabırsızlıkla 15 Ekim – 30 Aralık tarihleri arasında Ankara – CerModern’de gerçekleştirilecek sergiyi bekliyorum. Aşk ile bir daha…

Büyük Ressamlar Serisi / Van Gogh



Koleksiyon yayınlarından çıkan Büyük Ressamlar serisi Cezanne, Michelangelo, Picasso, Monet, Manet, Van Gogh, Gauguin, Degas, Renoir ve Rembrandt kitaplarından oluşuyor. Her kitapta Sanatçı&Dönemi, Sanatçının Hayatı, Sanatçının Vizyonu, Sanatçının Etkisi ve Sözlük bölümleri yer alıyor. Biz birazdan Van Gogh’u inceleyeceğiz. Koleksiyonun link ise; http://www.koleksiyonyayinevi.com/katalog/ressamlar-serisi.aspx 



Kitap Adı :           Van Gogh
Yazar :                 David Spence
Çevirmen :            İlker Sevinç
Yayınevi :             Koleksiyon
Tür :                     Biyografi
Seri :                    Büyük Ressamlar
Sayfa Sayısı :        31
Alıntılar :              “…fırça darbeleri bazen tıpkı bir sohbet esnasındaki ya da mektuptaki kelimeler gibi kalın ve hızlı bir şekilde çıkıyor…”
                           “Gözlerimle gördüğüm şeyin aynısını yapmaya çalışmaktansa, kendimi daha güçlü ifade etmek için renkleri daha keyfi kullanırım daha iyi.”
                            “Krizden önce acıdan ziyade korku hissediyorum… Tıpkı intihar etmeyi düşünen ve suyu soğuk bulup tekrar kıyıya çıkmak isteyen biri gibi tüm gücümle iyileşmeye çalışıyorum.”
Yorum :                Kitap Van Gogh’u başlıklara ayırmış; hayatı, vizyonu, etkileri vb gibi…  Hayatı kısa bir kronoloji halinde tabloya dökülmüş bunun dışında metinde kopukluklar var.  Başlangıç olarak yine de yeterli ve bilgilendirici bir eser.
                             Ayrıca kitabın sayfa düzeni ve resimler çok etkileyici. Sayfalar Van Gogh’la bütünleşmiş ve çok anlamlı bir şekilde bir araya getirilmiş. Görsel açıdan oldukça zengin. Gerek Van Gogh’un gerekse çağdaşlarının resimleri oldukça açıklayıcı ve örneklendirici nitelikte.
                             Kitapta yalnızca Van Gogh değil çağdaşları, yaşadığı dönemdeki dünya düzeni de ele alınmış. Bu ressamı bir bütün olarak görmek açısından oldukça faydalı bir davranış.
Notlar :                  Ben kitabı Van Gogh Alive sergisinden önce okudum çok detaylı olmasa da giriş için yeterliydi, zaten 31 sayfalık bir kitaptan daha fazlasını da beklememeli. Edindiğim bilgiler sergide oldukça işime yaradı. Hatta sergi sırf onlarla verimli bir hal aldı da diyebilirim.             
                             Ben kitabımı Alkım’dan aldım. Büyük Ressamlar serisi için bir stant oluşturulmuş durumda. Rıhtım caddesi kapısından girince hemen sağda kalıyor, dünya klasikleri koridorunun başında.
                             Ben de serinin Monet, Manet, Rembrandt kitapları da var fakat daha okuma fırsatı bulamadım. Okuma fırsatı bulduğumda onları da değerlendireceğim.
Puan :                    8

Herşey Bu Gün Başladı



Minik Bir Not: Öncelikle mevcut gecikmeden dolayı çok özür dilerim. Yaz okulu vizelerim dolayısıyla buralara oldukça uzak kaldım. Ama bunu birazdan uzun bir maraton ile telafi edeceğim. Yazılarımın bir kısmı hazır olsa da ben hepsini bir arada yazmak istedim. Umarım hoşunuza gider...

Uyarı: Bu ve bundan sonraki 7 yazı birbiriyle bağlantılı olacaktır. İlk yazılarımın uzun ve sıkıcı olmasını istemediğimden ve dahi özellikle kitaplara ayrı ayrı yer vermek istediğimden böyle bir yönteme başvurdum. Birbiriyle bağlantılı 8 konuyu ayrı ayrı ele alacağım. Ve umuyorum ki linklerle de birbirine bağlayacağım:)

Her şeyin başladığı gün aslında 03.05.1991 gecesi ama o kadar gerilere gitmeye gerek yok. Bu yıl özel bir doğum günü geçirmeyi çok istedim. Lakin doğum günümü ne haftalar öncesinden hatırlattığım hatta hediye siparişi bile verdiğim babam, ne de en yakınlarım adam akıllı kutlamadı. Ama artık önemsemiyorum çünkü bu da kendime hayatta yeni bir yol çizmemi sağladı. No Reservations filminde Kate karakteri (Catherine Zeta Jones) şu sözleri kullandı: “İlkeli olmanın nesi yanlış? Bu her şeyi dizginlemek değil, sadece her şeyi düzgün yapmak isterim. Bu yüzden de sonunda her şeyi kendim yaparım.” Aslında benim durumumda oldukça böyle. Yok yere ilkelerimden taviz vermekten hiç hoşlanmıyorum, her şeyin düzgün yapılması ise bence çok önemli. Zamanında taviz verdiğim bunca şeyi düşününce keşke diyorum, hep sınırlarımı korusaydım. İşte bu katı ilkelerle yola çıktım ve kimseden bir şey beklemeden kendime harika bir doğum günü düzenledim. Tabi kendi başıma… Belki pasta yoktu ama bolca kitap ve kahve vardı, yetmez mi?




Doğum günüme önce kendimi içinde en iyi hissettiğim şeyleri giymek ve o sabah kendime iyi davranmakla başladım. Sabah erken kalkıp erkenden yola çıktım. Harika bir vapur yolculuğundan sonra kimin içine mutluluk dolmaz ki. Ne zaman sıkılsam bunun yeterince vapura binmemekten dolayı olduğunu düşünür oldum artık. Ardından Karaköy’de güzel bir kahve ve kruvasan eşliğinde güzel kitabım “Parçası Benden” ile kahvaltı yaptım. Kendisinden burada bahsedeceğiz; Parçası Benden İçin Tıklayın Daha sonra oradan tarihi Karaköy sokaklarından Antrepo 3’e gittim. “Van Gogh Alive”ın tadını çıkardım. Tabi gitmeden önce araştırma yapmamın bu sefaya katkısı çok. Araştırmalarım için kullandığım kaynaklardan da burada bahsedeceğiz; Van Gogh İçin Tıklayın Hatta kendisinde çok uzun süre kaldım. Hatta bir çıktım ama dayanamadım, bir daha girdim. Ama biz çok abartmayalım çünkü kendisinden burada bahsedeceğiz; Van Gogh Alive İçin Tıklayın  Sevgili Düğme’yle buluşmak için Kadıköy’e geçtim. Kendisini beklemem gerektiği için bana biraz kitapçı gezme fırsatı doğmuş oldu:) önce çok istediğim “Bir Ressamın Bahçe Güncesi” eserini almak için yol üstündeki bir kitapçıya, Ada’ya uğradım ki biz kendisinden burada detaylı olarak bahsedeceğiz; Bir Ressamın Bahçe Güncesi İçin Tıklayın Oradan Nezih’e geçip sevgili ilk “Lamy”me kavuştum, ki biz kendisinden burada bahsedeceğiz; Lamy İçin Tıklayın Daha sonra sevgili dostumla buluşup bir kahve daha içme mutluluğuna erdim. Oradan birlikte Alkım’a geçtik ki bu günün mutluluğunun tavan yaptığı anlardan biriydi. Alkım benim için her zaman özel bir yer olmuştur. Daha ilkokuldayken babam beni alır oraya götürürdü. Alkım kartımı ilk aldığımdan beri bir ayım bile taksitsiz geçmedi. Bitmeyen bir taksit paradoksum var. Ama yine de halimden memnunum. Oradan da “Sırça Fanus”, “Uğultulu Tepeler” ve “Kendine Ait Bir Oda” aldım. Ki biz biri hariç kendilerinden burada bahsedeceğiz Sırça Fanus İçin Tıklayın , Uğultulu Tepeler İçin Tıklayın . Elim kolum kitap dolu eve dönerken duyduğum mutluluğu tahmin edersiniz. Hepinize böyle güzel günler dilerim. Mutluluğunuz elektrik kesildiği gece gökyüzündeki yıldızlar kadar bol olsun:)
Bunlar da doğum günü hediyelerim; İncesaz / Kalbimdeki Deniz, Sylvia Plath / Sırça Fanus, Emily Bronte / Uğultulu Tepeler, Virgina Woolf / Kendine Ait Bir Oda, Arkadaşlarımdan / Kırmızı Keds, Aysun Berktay Özmen / Bir Ressamın Bahçe Güncesi, Lamy Safari Beyaz


Bu acemi blogger’a birkaç kelimede olsa yorum bırakırsanız çok sevinirim. Yapıcı eleştirileri kim sevmez ki?